Aslında yanıltıcı bir başlık atmış oldum çünkü Carson Phillips'in günlüğü, yıldırım çarpma vakasından önceki olayları ele alıyor. Her neyse... Takıntılı bir insan olduğumdan, yorumlarımı kitaplarımı okur okumaz hazırlıyor, sonrasında yer vermek istediğim diğer yazılara göre her şeyi sıraya diziyorum. Bir haftalık yazılarım anormal bir durum olmadığı sürece hafta sonundan hazır oluyor yani. Bu yorum da haftaya yayınlanacaktı aslında. Ama Kitap Hayvancığımın gazına geldim ve hemen yayınlayayım dedim...
Showing posts with label türkçe. Show all posts
Showing posts with label türkçe. Show all posts
Yorum: Odd ve Ayaz Devleri'ne ben de katılmak istiyorum!
8.27.2013
Neil Gaiman'ın hayal gücünün uçsuz bucaksız olduğuna inanıyorum. İşinin bunu bizlerle paylaşmak olmasından dolayı da nasıl mutluyum, anlatamam!
Yorum: A.M. Homes'a aşık olabilmenin derecesi var mı ki?
8.20.2013
GoodReads'den de kontrol ettim şimdi; ben bu kitabı 30 Mart - 03 Nisan tarihleri arasında okumuşum. Normalde arayı çok açmadan yorum yazmaya, en azından ne yazacağıma dair not almaya çalışıyorum ama işin ucunda aşık olduğum yazarlar oldu mu kelimenin tam anlamıyla "kal geliyor." Üstünden 3 aydan fazla zaman geçmesine rağmen kitabın içindeki olaylar, duygular ve sevdiğim kelimeler dün gibi aklımda. Hala ne diyeceğimden tam emin de değilim açıkçası ama başlayacağız bakalım bir yerden...
Yorum: Koleksiyoncu - John Fowles
7.23.2013
Bu sabah yanlış otobüse binip de yüz bin saat yolda tıkılıp
kaldığımda bitirdiğim Koleksiyoncu’yu (The Collector) okumam tam 41 gün sürmüş!
Yorum: The Ocean at the End of the Lane - Neil Gaiman
7.13.2013
Bu yazıyı kitabı bitirdikten 20 dakika sonra yazıyorum. 20 dakikadır ağlıyorum ve gözyaşlarımı durduramıyorum. Ağlamam kitap bittiği için değil yalnız; her güzel şey elbet bitiyor sonuçta. Gaiman, bana kelimeleri, hikayeleri, kitapları neden sevdiğimi tekrar hatırlattığı için ağlıyorum. Küçümser bir tavırla "içindeki çocuğa fazla sarılıyorsun" diyenler için, bu dünyaları keşfedemedikleri için ağlıyorum. Bundan sonra daha da sıkı sarılacağım içimdeki küçük kıza...
Oniks Yorum: Daemon Black laptopları patlatıyor diyorlar?!
6.25.2013
Kitabın tanıtım yazısında şöyle diyor Kedicik: "Bana neler olduğunu biliyor, yardım da edebilir ama bunun için (sanki mümkünmış gibi) Daeomon'a yalan söylemeli ve ondan uzak durmalıyım. Kimi kandırıyorum ben?!"
Hakkaten, KİMİ KANDIRIYORSUN, KEDİCİK?!
Metresin kızı yazar olursa...
6.24.2013
The Mistress’s Daughter (Metresin Kızı) isimli kitabı okumamın ilk nedeni çok sevdiğim bir yazar olan A.M. Homes tarafından yazılmış olmasıydı. İkinci nedeni kendi hikayesini yazmış olması, üçüncüsü ise bu hikayenin ilginç olmasıydı.
Geçmişin bir parçası mıyız yoksa?
5.29.2013
Bu kitaptan bana kalan karmakarışık duygu ve düşünceler oldu. Özellikle
“içi müzik dolu” diye lanse edildiği için çok heyecanlanmıştım. Soundtrack’inin
aşırı zorlama olduğunu düşünen bir ben mi varım acaba? Tamam, Black Flag ve
Dead Kennedys referanslarını anladık ama EEEEEEEEEEEEEE?
Kara Delik'te hepimiz zamanında kaybolmuşuz...
5.07.2013
Basit bir hikayeye ve pek çok gencin yüzleştiği problemlere çok farklı bir bakış açısı getirmiş Charles Burns...
Köprü bekçisinin hikayesi...
4.24.2013
Bazı yazarlar var, anlatır. Bazı yazarlar var, gösterir. Gündüz Vassaf gibi yazarlar da anlatırken gösterir, gösterirken düşündürür, düşündürürken hissettirir...
Aklınız varsa Celaena'dan korkun
2.14.2013
Not: Bu yazıyı 16 yaşındaki Simay'a yazdırdım.
Her nedense hoşlandığımız çocukla sürekli bir didişme içinde oluruz ya? "Hey, yakışıklı! Tepemin tasını attırırsan kafanı koparırım!" deriz ya? İşte Celaena bunu gerçekten yapabilecek bilgi ve yeteneğe sahip.
Aydınlığı mı, karanlığı mı seçerdiniz?
2.12.2013
Bir kızcağız sevdiklerine hoşçakal demek için yeryüzüne gönderildi desem? Yerkara'ya geri dönerse kraliçe olma ihtimali var desem? Bir de aşk üçgeni var desem?
Lezzetin çirkin yüzü
1.15.2013
Sevdiğim bir yazar olan Jonathan Safran Foer'le ortak bir yanımız varmış: ikimiz de vejeteryanlığı denemişiz ama etin lezzetine yenik düşmüşüz her seferinde.
Hepimizin yıldızı farklı parlıyor...
1.09.2013
"John Green iyidir dediler, geldik!" gibi oldu benim yazarla tanışmam. En son kitabı The Fault In Our Stars (Yıldızlarımızdaki Hata) hakkında çok şey gördüğüm için sondan başladım. "Çok şükür böyle YA yazarları da var!" dedim; Green'i tek kitabını okumuş olmama rağmen (ki bu satırları yazarken 'Alaska'yı Yalakamak' isimli ilk kitabını da okumuş durumdayım) çok sevdim.
Çocukluğun soğuk geceleri...
12.20.2012
Kitapçılarda karşılaşıyordum hep Özlü'yle. Ama sonra başka şeylere dalıp, onu unutup çıkıyordum. Sonunda bir arkadaşım sayesinde geçti gelime ve iyi ki de geçti. Kendisinden hiç bir şey beklemediğim halde bana çok şey veren bir yazar oldu.
Deamon, sen galaksinin neresindensin?
12.17.2012
Kitabı bitirip de kapaktaki yazıyı tekrar görünce kendimi Emel Sayın sanıp patlattım bir nağme: "Daemon, sen galaksiniiiiiin neresindeeeensiiiiiiiiiiiiin?!" ('Ne diyor be bu?' diyenler varsa bu şarkıyı dinleyin, özellikle nakaratı) Emin olun, şu an kitabı okuyan herkes bu hallerde:
Bu kafalar nasıl kafalar Vian?
12.11.2012
İğrenç bir başlık attım galiba ama ne diyeceğimi bilemedim. 1. Boris Vian bu kitabı yazdığında 26 yaşındaymış. 2. Kitabı iki günde yazmış.
Kitap karakterleri bir anda gerçek olsa?
12.06.2012
Çocukluğumun önemli bir kısmını Peter Pan'ın gölgesini arayarak geçirdim. Sonra uzun uzun anlatanlar oldu bana kitaptaki her şeyin gerçek olmadığını... O zaman da inanmadım, halen de inanmıyorum buna.
Subscribe to:
Posts (Atom)
Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.






































