En sevdiğim yazarlardan A.M. Homes'un Women's Prize for Fiction ödüllü son kitabı Sel Yayıncılık tarafından dilimize çevirilmiş. Geçtiğimiz yaz yazdığım yorumu buradan okuyabilirsiniz.
Showing posts with label kitap yorum. Show all posts
Showing posts with label kitap yorum. Show all posts
Tüm dedeler için...
4.21.2014
Bu haftaki yazım, yorumdan uzak bir yazı oldu:
17 Nisan Perşembe gecesi Gabriel Garcia Marquez dedemi de kaybettim. Aşkı onun kelimelerinden öğrendim ben. Büyümenin değil, içindeki çocuğu kaybetmenin insanı mahvettiğini ondan öğrendim. Gerçekliğin içinde büyü bulmayı, burnumu sayfaların arasına sokup başka diyarlarda kaybolmayı ondan öğrendim.
Tamamı CAN'la Bir Sene'de...
Yorum: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları
3.20.2014
İsmindeki "peculiar" (tuhaf) kelimesine ek olaraktan kapaktaki resmi gören birinin bu kitabı merak etmemesi mümkün mü? Değil! Tuhaf çocukların, tuhaf maceralarına yelken açarken çok ama çok (ama çok çok çok) heyecanlıydım. Beklediğim gibi uçurdu mu aklımı? Eh, pek de değil. Okuduğuma değdi mi? Değdi valla.
Yorum: Fangirl
2.26.2014
Öncelikle şunu söyleyeyim: hiç bir zaman "fanfiction" denilen olayın hayranı falan olamadım. İnternet, sizin sevdiğiniz şeyleri, sizin kadar seven insanlarla tanışmak, bunları tartışmak için eşsiz bir yer ancak fanfiction çok gereksiz geldi bana hep. Hele bir de yazanların "ben yazar oldum ulan!1 edasıyla dolanmaları yok mu? Evet, canım. Bana da hazır karakterler, mekanlar, zaten olmuş olaylar ver, ben de yazar olurum... Neyse; demem şudur ki, fanfiction hakkında söyleyecek iyi bir şeyim olmadığından kitabın o kısmını mümkün olduğu kadar göz ardı etmeye çalıştım.
Yorum: Wake - Amanda Hocking
2.21.2014
Kitapçıda görüp de arkasını okuyunca ilgimi çektiği için aldığım bir kitap bu. Su ve kar gördüm mü dayanamıyorum; elimde değil. Watersong serisinin ilk kitabı olan Wake, biraz ürpertici bir Disney filmi gibiydi. Bayılmadım, olan hiç bir şeye de şaşırmadım açıkçası ama o büyülü havası çok hoşuma gitti ve devamını okumak için can atıyorum.
Yorum: Bana Dokunma - Tahereh Mafi
2.12.2014
1. ÜKG kızlarından bu kitaba bayılanlar var = artı puan.
2. En son fuarda Kitab-ı Sevda, "Kitap Hayvanı da çok sevdi" diyerek bana zorla aldırdı bunu.
3. Fuar sonrası kitap duruyordu rafta, "elbet okurum" deyip geçiyordum.
4. Kitap Hayvanı, "sarışın var Simay o kitapta!" deyince hemen aldım elime (Kitap Hayvanı ve ben ÜKG içinde tek sarışıncılarız).
5. Ve işte karşınızda yorum....
Yorum: Awakening
1.24.2014
Bu kitap, İngilizce yorumlar, vs. yazdığım CommunityBookStop üzerinden, yorumlamam için gönderildi. Kapağını görüp, GoodReads'te tanıtım yazısını okuyunca bir huylandım açıkçası-- sci-fi seviyorum, evet, hem de çok. Ama bu, hiç katlanamadığım sci-fi romanları andırıyordu. Kitabı elime aldığımda ise çoğu zaman olduğu gibi bu sefer de yanıldığımı anladım....
Yorum: Tiffany'de Kahvaltı
1.22.2014
Tiffany'de Kahvaltı'dan haberi olmayan birisi yoktur herhalde. Ancak çoğu insan büyük ihtimalle Audrey Hepburn'ün Holly Golightly'yi canlandırdığı filmini izleyip, "tamamdır Capote, aferin" deyip geçmiştir. Geçmeseniz, okusanız keşke çünkü kitap filmden daha farklı; hem sonu farklı, hem de karakterleri.
Yorum: Yedi Güzel Yıl
1.16.2014
Etgar Keret’le tanışmam, kardeşim sayesinde oldu. Buzdolabının
Üstündeki Kız’ın İngilizce versiyonundaki ilk hikaye olan Asthma Attack’i
(astım atağı) okuttu bana. Hikaye dediysem de, bir paragraflık bir şey yani;
öyle sayfalarca bir şey hayal etmeyin. Az kelimeyle çok şey anlatanlara ayrı
bir hayranlığım, zaafım vardır. Belki de bu yüzden öyküleri bu kadar seviyorum.
E haliyle o bir paragraftan sonra “Keret’i de sevdim ki ben” modunda ne yapmış,
ne etmiş, kurcaladım durdum.
Buzdolabının Üstündeki Kız sonrasında Wristcutters filminin temel
aldığı Kneller’s Happy Campers ve Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü’nü okudum.
Rafımda halen okumadığım kitapları var tabii ancak bir yandan da orada burada
yayınlanan hikayelerini, makalelerini okudum. Sonra bir de tekrar İstanbul’ageldiğini öğrenmeyeyim mi? Allaaaaaaaaaaaaaah, tutmayın beni.
2013'e bakış: Kitap yorumları
1.02.2014
Bugün de sıra 2013'ün kitap yorumlarını paylaşmaya geldi. Arada eksikler var; bunun nedeni bilgisayar yokluğunda yetişememeleri. 2014'te gelecekler inşallah. Yorumsuz kalan kitaplardan bazıları da sürpriz projeler için okundu. 2014 heyecanlı olacak yani anlayacağınız... Sizi yorum listesiyle baş başa bırakırken 2013'te Zimlicious'ı destekleyen DEX ve Siren Yayınları'na teşekkürler, sevgiler.
Yorum: 90'larda birbirine kağıttan uçaklarla not gönderen iki kız
12.10.2013
Öncelikle şunu itiraf edeyim: bu kitabı, 90’larda geçtiğini görür
görmez sipariş ettim. Konusu, yazarını önceden hiç duymamış olmam, kitap
kapağının anormal pembeliği umurumda olmadı. Baştan şunu da ekleyeyim: 90’ları
yad etmek istiyorsanız, aradığınız kitap bu değil. SMS, iPhone, Twitter ve
Facebook kelimelerinin geçmemesi dışında bana 90’ları hatırlatan hiçbir şey
yoktu içinde. Benim okulumda cep telefonu yasağı olduğu için 2000’li yıllarda
da derste birbirimize not yazıyorduk. O yüzden bunu saymıyorum.
Yorum: Yıkılan Krallıklar yıkılıp kalacak mı? N'oluyor? Amanın!
11.26.2013
Yazının
ortalarını tamamlamış bir şekilde başında ne diyeceğimi düşünüyorum şu anda.
"Bol karakterli, prensli prensesli, politikalı şaraplı, cadılı büyülü, üç
farklı krallık arasında gidip gelen bir hikayeye var mısınız?” desem nasıl
olur? Oldu, oldu. Siz bunun devamını okursunuz bence!
Yorum: Kitabımı yakanın...
10.30.2013
Tanımadığım adamların “itfaiyeci” titriyle evime dalıp kitaplarımı
yaktıklarını düşününce fenalaşıyorum hala… Hala! Bradbury’nin yarattığı dünyada
itfaiyeciler, yangınları söndürmekle değil, çıkarmakla görevli. İnsanlar
keşfetmesin, düşünmesin diye kitaplarını yakıyorlar. Bütün gün aptal aptal
televizyona bakan, hiçbir şeyi sorgulamadan boyun eğen bir toplum çoğu başkanın
işine gelir tabii…
Kitap yorumu: Bir sus be, Wilson!
10.23.2013
Wilson’la yeni tanıştım. Ama Daniel Clowes’u nereden tanıyorsun
derseniz, Ghost World ve Art School Confidential’dan tanışıyoruz kendisiyle.
Wilson da bu ikisi gibi “bittersweet” denilen cinsten ama bence şekeri az
kaçmış. Wilson’u da, eski karısını da, kızını da, çizgi roman boyunca muhatap
olduğu diğer tüm insanları da tokatlayasım geldi. Katlanılabilir tek karakter
Wilson’un köpeği Pepper’dı.
Yorum: Bensiz takılmayın yahu!
10.08.2013
Mindy Kaling'i The Office dizisinden, No Strings Attached ve The Five-Year Engagement filmlerinde canlandırdığı, komik yan karakterlerden tanıyordum. Yakın zamanda dizi The Mindy Project'i izlemeye başladım. Baktım kahkah gülüyorum, kitabını da okuyayım dedim. İyi ki okumuşum!
Yorum: Sığınağınıza biri zorla girerse?
10.02.2013
Hani bazı hikayeler vardır, alışılmışın çok dışında değildir, sonunu da belli bir noktadan sonra tahmin edersiniz aslında ama yine elinizden bırakamazsınız? İşte Sığınak böyle bir hikayeydi.
Yorum: Neredesin Bernadette?
9.19.2013
Çatlak insanları severim ben. Büyük ihtimalle onlar arasında büyüdüğüm
için. Bu yüzden Bernadette’i de çok ama çok sevmeme hiç şaşırmadım çünkü pek
çok yorumunda, hareketinde annemle teyzemi gördüm. Eminim bunu okuyunca
gülecekler…
Kitabın bir yerinde Bee ve arkadaşı Kennedy arabadalar. Direksiyonda ise
Bernadette var. Çok sıkıldıkları için şikayet ediyor kızlar. Annemle teyzem hep
“sıkı can iyidir; çabuk çıkmaz” derler, bazen de Bernadette’inki gibi bir
cevapla bu cümlenin devamını getirirlerdi.
“Evet, sıkılıyorsunuz. Size hayat hakkında küçük bir sır vereyim. Şu anda sıkıcı olduğunu düşünüyorsunuz, değil mi? İleride daha da sıkıcı olacak. Hayatı ilginç kılmayı ne kadar çabuk öğrenirseniz o kadar iyi.”
Yorum: Boktanlık Üzerine
9.18.2013
Hayatımda duymadığım bir yazar ve kitap... Ama başlığı ve Kadıköy'ün incisi 6:45 yayınlarından çıktığını görünce aldım gitti...
Kitap Yorumu - Dokunmak veya dokunmamak....
9.12.2013
Sevdiğiniz birine dokunduğunuzda hiç bir şey hissetmediğinizi, bahar gelince çiçeklerin kokusunu duymadığınızı, bir pastaneye girince içinize kurabiye kokusunu çekemediğinizi, yediğiniz yemeklerin tadını alamadığınızı düşünün... Asher Blackwell'in hayatı böyle geçmiş. Ta ki Remy ile tanışana kadar...
Yorum: Sarah Crossan en büyük kabusumu yazmış...
9.10.2013
Herkesin saçma gözüken fobileri vardır ya... Benimki de bir gün oksijeni para vererek almak zorunda kalmamız. Bugün ödediğimiz faturalara, enflasyona, vs.'ye bakarsanız ilk ölenler arasında yer alırım kesin. Sarah Crossan, bu fobimi kağıda aktarmış... Bunu çok da iyi yapmış, o nedenle fobim coşmuş durumda ve sanırım bir süre kurtulamayacağım bu kitabın etkisinden...
Subscribe to:
Posts (Atom)
Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.






































