Showing posts with label kitap. Show all posts
Showing posts with label kitap. Show all posts

Bunlardan istiyorum: Aksesuar versiyonu

1.21.2014

Böyle şeyler görüp de istememe, sonra tek başıma yalanmamak için sizleri de dahil etmeme alıştınız sanırım. Bunların da çoğunu istiyorum. "Bende var ki zaaaaaten" diye hava atanlara "hani bana?" der trip atarım, ona göre. 

Dr. Olaf van Schuler'ın Beyni - Kirsten Menger-Anderson

8.27.2011

 


Kitap adı: Doktor Olaf van Schuler'ın Beyni
Yazar: Kirsten Menger-Anderson 
Baskı: 9 Ekim, 2008 
Yayıncı: Algonquin Books 
Sayfa sayısı: 304






  

Kitabın ilk ve son satırlarını firstandlastlines blog'da okuyabilirsiniz (İngilizce). 

Bu kitap Türkçe'ye çevirilmemiş. Çok uğraşmadım bulmak için gerçi ama çevirilmiş olsaydı Google'da çıkardı diye düşünüyorum. Bir şey kaybetmiyoruz aslında. Kitap, Doktor Olaf van Schuler'ın hikayesiyle başlıyor ve ondan sonraki nesilin, ailesindekilerin hikayesini anlatıyor. Schuler'ın annesi deli bir kadın ve doktor ruhun beyinde olduğuna inanıyor. Onu nasıl iyileştirebileceğini bulursa annesini delilikten kurtarabileceğini düşünüyor. Daha çok hayvan beyinlerinde yapıyor deneylerini, onlara ulaşması daha kolay olduğu için. Ancak eline geçirebildiği zamanlarda insan beyinlerini de kesip biçiyor. Şahane bir hikaye gibi değil mi? I IH.

Bayağı hayal kırıklığına uğrattı beni bu kitap. Konusu özet olarak süper ama hikayenin içine girince beklediği hiç bir şeyi bulamıyor insan. İlk ve son hikayeler değişikti; onun dışında bayağı sıkıldığımı söylesem yalan değil. Yazarın stili desen yoktu; 'bu böyle oldu; şu şöyle oldu' diye anlatmış direk, süsleme zahmetine katlanmamış bile. Bu, 1600'lü yıllardan başlayan ve 2000'lere kadar uzanan, insan beyniyle ve ruhun beyinde olması olasılığına kafayı takmış bir ailenin hikayesi... Öyle olması gerekiyordu yani. Ancak ailede kim kimin nesi anlaşılması zor. Her bir bölüm farklı bir nesile ayrılmış ve aralarında bir iki küçük bağlantı dışında hiç bir alaka yok. Farklı dönemlerin havası desen, o da yok.

Bölümler bambaşka insanların hikayeleri olabilirdi ve ruhumuz duymazdı resmen. Karakterlerle de bağlantı kurmak imkansızdı benim için. Öncelikle, hiçbirini tanıma fırsatımız olmuyor adam gibi. Sadece şöyle bir selamlaşıp hayatlarının kısacık bir kısmına tanık oluyoruz. Nereye gittikleri hakkında da bir fikrimiz olmuyor dolayısıyla.

Kitabın tanıtımında Patrick Süskind'in Parfüm'üne benzediği söylenmiş. Ona ayrı bir sinir oldum. En sevdiğim kitaplardan biridir Parfüm ve bunun onunla uzaktan yakından alakası yoktu. Parfüm'ü okurkenki merakım, heyecanımdan eser yoktu. Hatta dediğim gibi sıkıldım bile! Parfüm'ün tam tersi bir durum olaraktan karakterlere karşı da bir şey hissedemedim. Parfüm'ü okumadıysanız mutlaka okuyun derim ancak bu kitabı cidden boşverin. Zamanınıza, gözlerinize, beyninize yazık.

Yılın Ölüsü - Charlaine Harris

8.14.2011

Tuhaf ve seksi garson kız Sookie Stackhouse’a
kapılmamanın yolu yok. Bizi de al Sookie! Bizi de!

Louisiana’lı garson Sookie Stackhouse’un pek akrabası kalmamıştı. Orleans’ın vampir Kraliçesi’nin gözdesi, uzun zamandır görüşmediği vampir kuzeni Hadley ölünce de bu yüzden çok ama çok üzüldü. Hadley her şeyini Sookie’ye bırakmıştı ama bu mirası kabul etmek büyük riskleri de beraberinde getirecekti. Bazıları Sookie’nin, kuzeninin geçmişine ve sahip olduklarına burnunu sokmasını fazla istemiyordu. Sookie’yi durdurmak için ne gerekiyorsa yapacaklardı! Onlar her kimse, çok tehlikeliydiler ve bahtsız Sookie’nin hayatı yine pamuk ipliğine bağlıydı.
Yılın Ölüsü hakkında söyleyecek pek bir şey yok aslında. Sookie'nin kuzeni, vampir Hadley ölüyor ve eşyalarını toparlamak ve gerekli işleri halletmek için Sookie'nin Louisiana'ya gitmesi gerekiyor. Gidince de görüyor ki Hadley Louisiana'daki vampir kraliçenin sevgilisiymiş. Kraliçenin evleniyor olmasını da kıskanıyormuş. Ayrıca, Sookie'nin öldürdüğü, önceden Alcide'in sevgilisi olan hatunun ailesi hala Sookie'nin peşinde neler olduğunu tamamen öğrenmek umuduyla. Veeeeee Sookie'ciğimiz kaplana dönüşen Quinn abiyle işi pişirmeye çalışıyor. Ben Quinn'e bayağı sinir oldum yalnız; özellikle her cümlesini 'babe' diye bitirmesi beynimi çiziyor resmen.

Yılın Ölüsü'nün benim için en heyecanlı kısmı kraliçe ve ismini hatırlamadığım vampirin düğünüydü. Oldukça politik bir olay olması da şaşırtıcı olmasa da ilginçti. Ancak Sookie ablamız her zamanki gibi ortalığı karıştırmakla meşgul olduğu için ben düğün olayından pek bir şey anlamadım. Hadley'nin ev sahibi, cadı olan Amelia'yı sevdim ama. Sookie'yle birlikte Bon Temps'e gidiyor olması da heyecanlandırıyor beni cadılar yine çıkacak meydana diye. Eğlenceli cadıları göremedik daha. Görelim!

Kitabın önemli olayı Sookie'de peri kanı olduğunu öğrenmemiz. İlk başta bir 'Vay be! Ne güzel!' diye heyecanlanıyor insan. Ancak Sookie yine dırdır etmeye başlayınca kanına da sana da moduna geçiyorsunuz. 'Yazık banaaa, normal erkekler düşüncelerini duyabiliyorum diye sevmiyorlar beni, vampirler de sadece kanım için beni istiyor!' Bir sus Sookie be, bir sus.

Bill'in yaptığı adiliğe girmeyeceğim bile çünkü kendisi ilgi alanıma girmiyor. Ondan beklemeyeceğim bir işler karıştırmış gerçi ama kim takar. Sookie kendisine çok sinirli ama en azından 'ayy başka kızla çıkıyor' triplerinden daha mantıklı bir hareket bu seferki.

Şimdi kraliçenin Sookie'yi ayak işlerine yollayıp yollamayacağını merak ediyorum. Yollayacak bence. Ayrıca Eric niye pırt diye bir yerlerden çıkıp sonra kayboluyor ortadan? Alcide nerelerde? Jason ve Crystal n'oldu? Niye Quinn her yerde?

İleride bunların cevabını buluruz inşallah Charlaine abla.




Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.