Showing posts with label the hunger games. Show all posts
Showing posts with label the hunger games. Show all posts

Kitaptan filme: Açlık Oyunları

4.09.2012

Uyarı: Kitabı okumayanlar bu yazıyı okurken kendilerini uzaylı gibi hissedebilir.

Sonunu sevmemiş olsam da Açlık Oyunları serisi şimdiye kadar okuduğum en iyi Young Adult serisiydi. Y/A türüyle sürüp giden bir sevgi-nefret ilişkim var. Doğaüstü yaratıkların baş karakterler olduğu her şey hoşuma gittiği için seviyorum kendilerini. Okunmaları kolay ve heyecanlı oluyor. Ancak Stephenie Meyer'in Alacakaranlık serisi patladıktan sonra hepsi birbirine benzemeye başladı. Açlık Oyunları da tam o zamanlara denk geldi. 'Yeter artık; yaşımın kitaplarını okuyacağım ben!' derken durdurdu beni çünkü diğerlerinden çok farklı bir seriydi.

Geçtiğimiz perşembe akşamı sonunda ilk kitabın filmini seyrettim. Bu yazıyı yazmadan önce de üzerinde ciddi ciddi düşündüm çünkü sevdim mi, sevmedim mi karar veremedim bir türlü. Filmi kitabı okumayanlarla birlikte izlediğimi de belirtmek isterim. Yazının ileriki kısımlarında 'okumayanlar böyle düşündü' derken uyduruyorum sanmayın yani. Önce oyunculardan başlayacağım...

Bence olmuşlar. Trailer'ı izlediğimde 'Peeta olmamış yaaa; hani o hafif tombul, şeker çocuk?' demiştim ama Josh Hutcherson bu önyargımı sildi geçti. Peeta'nın sakarlığını, sıcaklığını, Katniss'e olan saf aşkını cam gibi yansıtmış ekrana. Katniss'i canlandıran Jennifer Lawrence zaten cuk oturmuş rolüne. Gale'in de açıkçası bu kadar çekici olacağını tahmin etmiyordum. (Bu arada Gale'i canlandıran Liem Hemsworth Miley Cyrus'un sevgilisiymiş--  SKANDAL!) Haymitch derseniz, en sevdiğim, her işini beğendiğim Woody Harrelson tarafından portrelenmişti. Karakterlerin görsele geçişinde tahmin ettiğimden çok daha memnun edici bir durum söz konusuydu yani.

Ancak ne yazık ki filmin geri kalan kısmı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tamam, kitap gelecekte bir zamanda, yazarın kendi yarattığı bir dünyada geçiyor. Ancak neden gelecek deyince aşağıdaki resimde en solda oturan ablanınki gibi bi görüntü geliyor insanların aklına anlamıyorum. Bana çok abartı geldi. Sonuçta küçüklüğümde Jetgiller'i izlerken 28 yaşımı gördüğümde arabamı çanta şeklinde taşıyabileceğimi düşünürdüm. Gel gelelim, yok öyle bir dünya! He, yanlış anlamayın. Böyle karanlık bir konuya azcık da olsa renk katmak için yaptıklarını da düşündüm. Ama yine de kurtarmadı.
Peeta ve Katniss'in ateş kostümleri de kitabın en önemli noktalarından biriydi. Bunlar kömürcü mıntıkadan oldukları için her sene bayık bayık kıyafetlerle çıkarılıyormış. Ama bu sefer alev alev yanan kostümlerle çıkıyorlar insanların karşısına. Hayal gücüm mü fazla yaktı ortalığı bilemiyorum ama filmdeki ateş az geldi bana. Tam yanarkenlerki resimlerini bulamadım ama aşağıdaki resimde görebilirsiniz bahsettiğim kostümleri. Her şeyden önce kırmızılı turunculu birşeyler beklemiştim. Ama ateşten çok kömürden yola çıkmışlar. Cayır cayır yanan kömür de kırmızı oluyor gerçi de neyse.
Görüntü odaklı çimkirmelerimden sonra hikayenin filme nasıl aktarıldığına geçebiliriz artık... Yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar bence ama çok şey eksik kalmış. Bunun nedeninin de kitabın birinci tekil şahıs ağzından yazılmasının olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken her an Katniss'leyiz. Düşüncelerini, hislerini onun ağzından dinliyor, etrafındakileri onun gözünden görüyoruz. Bu yüzden pek çok şey havada kalmış filmde. Mesela Katniss'in Gale'den hoşlandığı belli olmuyor hiç. Hatta Gale'i o kadar az görüyoruz ki, ne olduğu, kim olduğu adam gibi belli olmuyor bile. Peeta'yla Katniss'in yakınlaşmasına bozulduğunu şöyle bir gösteriyorlar ama kitabı okumayanlar anlamadı çocukcağızın durumunu.
Bir de tabii 300 küsür sayfanın 1,5 saate sıkıştırılma durumu var. 50 sayfada gerçekleşen bir olay pat diye 5 dakikada gerçekleşince insan bir salaklaşıyor. Katniss ve Peeta'nın yakınlaşması da öyle oldu. Kızımız Peeta'ya attı tripleri, sonra birden 'sensiz olmaz' hareketleri... Ayrıca, kitabı okuyanlar bilirler, Katniss'in Peeta'ya yaklaşma durumu tamamen Açlık Oyunları'yla ve hayatta kalmakla ilgili. Gönlünün Gale'de olduğunu, Peeta'ya karşı davranışlarının ise politik olduğunu biliyoruz. Ama kitabı okumayanlar bunu bilmedikleri için dumur oldular tabii.
13 yaş üstüne değil de yetişkinlere yönelik şekilde yapılsaydı çok daha iyi bir film olurdu diye düşünüyorum. Derinden hissetiğimiz yalnızca minik Rue'nun ölümü oldu. Kitapta da beni en çok etkileyen onunki olmuştu ama diğer karakterlerin 'top patladı; hadi gitti bu da' diye can vermesi hoşuma gitmedi. Aynı şekilde kitabın politik yanını da es geçtiklerini hissettim. Rue'nun ölümünün ardından ayaklanmaların başladığını görüyoruz ama oldu-bitti gibi gözüküyor. Halbuki her şey daha yeni başlıyor.

Filmin en iyi yanı vizyona girmesiyle birlikte dönmeye başlayan geyikler oldu bence. Şimdiye kadar rastladıklarım arasında favorim aşağıdakidir. Adele'in 'Set Fire to the Rain' şarkısının nakaratıymış gibi söyleyin. Dilinize dolanıyor yalnız; demedi demeyin.

Açlık Oyunları'nın filmi geliyor

3.15.2012

Kitabın fanatikleri çoktan deliriyorlardır gün sayarak ama ben haberi olmayanlar için bir daha duyurayım dedim. 'Young Adult' akımını göz önünde bulundurduğumuzda Suzanne Collins'in 3 kitaptan oluşan Açlık Oyunları serisinin diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorum. YA türündeki kitaplar birbirlerine çok benzedikleri için bu türden fenalık bastı artık bana ama dediğim gibi, Açlık Oyunları farklı. İlk kitap bana Battle Royale filmini hatırlatmıştı ve bayağı sinirimi bozmuştu okurken. Çoğu YA kitabında karakterler abartı ve tek boyutlu olduğu için umursamakta zorlanıyorum onları ama Açlık Oyunları öyle değildi.

Filmin oyuncuları ilk belli olduğunda kim kimi oynayacak diye şöyle bir bakmıştım. Lenny Kravitz ve Woody Harrelson dışındaki oyuncuların çoğunu tanımıyorum; özellikle de genç olanları. Ama kitabı okurken kafamda canlandırdığıma çok ters düşen bir şey görmedim şimdiye kadar. İzleyip göreceğiz diyorum artık. Buyrun siz de trailer'ını izleyin daha fırsat bulamadıysanız.


Çekiliş 12 Şubat'ta bitiyor! / Giveaway ends on February 12th!

2.01.2012

Şu an çekilişe 57 kişi katılmış durumda ve ben kendi adıma çok heyecanlıyım! Henüz katılmayanlar varsa diye bir hatırlatma yapmak istedim. Çekilişe buradan katılabilirsiniz. Son gün 12 Şubat.
* * *
Right now there are 57 contestants who've entered the giveaway, and I'm super excited! In case some of you missed the announcement, I thought it was time for a reminder. You can enter the giveaway here. Deadline is February 12th.
 

Bu arada Her Şeyden Bir Tutam Blog'da da şahane bir çekiliş var. Resimde gördüğünüz ürünleri kazanma şansını yakalamak için bu linki ziyaret edebilirsiniz.

Book Review: Mockingjay by Suzanne Collins

11.23.2010


Mockingjay (Hunger Games #3) by Suzanne Collins

Young Katniss Everdeen has survived the dreaded Hunger Games not once, but twice, but even now she can find no relief. In fact, the dangers seem to be escalating: President Snow has declared an all-out war on Kattnis, her family, her friends, and all the oppressed people of District 12. The thrill-packed final installment of Suzanne Collins' Hunger Games trilogy will keep young hearts pounding.









My heart was pounding, alright, but that was during the first two books. In the beginning of this one, I was rather amazed at the kind of subjects being touched upon, but later I just felt like the characters were becoming less and less visible. Yes, the events are important, but to me characters are the most important part of the story. Especially in a series, it's amazing to see how they change, evolve, etc., but that didn't happen in this book.

The war and violence seemed to just swallow the characters. I feel like these two subjects, unfortunately, aren't strangers to our generation. But when the characters weren't really there, it pretty much felt like watching the news on the television screen. Many times it made me wanna scream, "once more, please, WITH FEELING!" But nope.

I also didn't like how Gale was nowhere to be found in the ending. I'm pretty sure a lot of the readers who made a connection with him were upset about that, too.

I do like these series in general. While the second book is my favorite, I thought the first one was very good, too. I might just pretend this last one never happened.







I've also finished this book on the plane to NYC, but I'm not going to review it. Let's just say it was nothing more than what I expected.

Book Review: Catching Fire by Suzanne Collins

10.13.2010

Catching Fire / Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins
Against all odds, Katniss Everdeen has won the annual Hunger Games with fellow district tribute Peeta Mellark. But it was a victory won by defiance of the Capitol and their harsh rules. Katniss and Peeta should be happy. After all, they have just won for themselves and their families a life of safety and plenty. But there are rumors of rebellion among the subjects, and Katniss and Peeta, to their horror, are the faces of that rebellion. The Capitol is angry. The Capitol wants revenge.
* * *
CAPITOL MUTSUZ, HUZURSUZLUK ARTIYOR, ATEŞLE DANS EDEN KIZ BİR KIVILCIM YAKTI,
YERİN ALTINDAN YÜKSELEN İSYAN ŞİMDİ PATLAMA NOKTASINDA!

KIVILCIMLAR PARLIYOR, ALEVLER YAYILIYOR VE CAPITOL İNTİKAM İSTİYOR.



Whoa! I was thinking before I started Mockingjay, the third book in The Hunger Games series, I'd read something else, but now I feel like it's going to be impossible. Catching Fire ends at such a cliff hanger that I HAVE TO KNOW what's next.

This time Capitol is literally angry and it wants revenge. Because of what our heroine Katniss did in the previous games, she's put herself and everyone she loves in great danger. It sounds silly when I say it like this, but trust me, it's very, VERY exciting while reading about it.

The set up of the Hunger Games was the most exciting for me. It was very well thought out, and I couldn't even see most of the secrets and surprises coming. Yeah, I did think at times, "something smells fishy," but I so couldn't tell what kinda fish. Someone saves somebody or someone dies willingly, and it leaves you wondering, "whyyyyy the hell!"

I loved the fact that most of the participants of the Hunger Games were friends or at least knew each other from before. It creates a great wave of emotion which leaves you wondering how the hell you would kill someone you're used to seeing every day even if it meant you got to live.

In most of the reviews I've read, people seem to be very excited about seeing more of Peeta and Gale and the whole romance. For me, those were way in the background because of all the action and the schemes. I honestly don't care whom you have babies with, Katniss, just bring Capitol down!


* * *

Serinin üçüncü kitabı olan Alaycı Kuş'u okumadan önce arada başka bir kitap okurum diyordum ama sanırım bu mümkün olmayacak. Ateşi Yakalamak öyle bir bitti ki, sonrasında ne olduğunu acilen öğrenmem lazım.

Capitol bu sefer gerçekten sinirli ve intikam istiyor. Katniss'in önceki oyunların sonunda yaptığından dolayı başı belada ve sevdiklerini de tehlikeye atmış durumda. Böyle söyleyince kulağa saçma ve basit geliyor ama okurken gerçekten çok heyecanlı.

Bu seferki açlık oyunlarının kurulumu benim için kitabın en heyecanlı kısmıydı. Herşey çok iyi düşünülmüştü ve meydana çıkacak sırları ve sürprizleri önceden tahmin edemedim. Bazı zamanlar 'bu işte bir iş var' diye şüphelendiğim olmadı değil ama o işin ne işi olabileceğini düşünemedim. Birisi birisini ölümden kurtarıyor, biri diğerleri için kendini feda ediyor ve ''NEDEEEEEEEEN'' diye sorarak kalıyor insan.

Açlık Oyunları'na katılanların çoğunun arkadaş olması ya da daha önceden bir şekilde birbirlerini tanıyor olmaları çok hoşuma gitti. Mecbur kalsaydım hayatta kalmak için hergün görmeye alışık olduğum hatta sevdiğim birini öldürebilir miydim diye düşündürdü çoğu kez.

Okuduğum yorumların çoğunda yazanlar Peeta ve Gale'in daha fazla görünmesine seviniyor ve aşk olayları için heyecanlanıyorlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse benim için aşk konusu tüm aksiyonun çok çok arkasında kaldı. Katniss'in bebeğinin kimden olduğu umrumda bile değil, yeter ki şu Capitol'ün icabına baksınlar.

Book Review: The Hunger Games by Suzanne Collins

9.27.2010

The Hunger Games by Suzanne Collins (Hunger Games #1)

Could you survive on your own, in the wild, with every one out to make sure you don't live to see the morning?

In the ruins of a place once known as North America lies the nation of Panem, a shining Capitol surrounded by twelve outlying districts. The Capitol is harsh and cruel and keeps the districts in line by forcing them all to send one boy and one girl between the ages of twelve and eighteen to participate in the annual Hunger Games, a fight to the death on live TV.

Sixteen-year-old Katniss Everdeen, who lives alone with her mother and younger sister, regards it as a death sentence when she steps forward to take her sister's place in the Games. But Katniss has been close to dead before—and survival, for her, is second nature. Without really meaning to, she becomes a contender. But if she is to win, she will have to start making choices that will weigh survival against humanity and life against love. 



First off... This has been on my wish list for as long as I can remember because someone told me there were vampires in it. Well, they LIED. Am I sorry they did, though? Most definitely not.

This was one of the most exciting books I've read in a while. I honestly wouldn't expect to find something like this among the YA category. There's a main character, Katniss, but all the others had their own unique voices and personalities, which has become very rare in books lately. 

There were times when it reminded me of gladiator movies. And then, at times, it reminded me off this Japanese (?) movie Battle Royale. But there was so much more action and emotion in this one. In general you just sympathize with almost all of the characters and find yourself not wanting them to die.

I'm not sure how books #2 and #3 are going to be, but I'll find out soon enough.

Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.