COVERGIRL, Açlık Oyunları'nın modasını kendi hayatına taşımak isteyen kızlara kıyak geçmiş. İlk başta, "Yok artık! Ne satacaklarını şaşırdılar!" dedim kendi kendime. Ama sonra fikrimi değiştirdim: satsınlar abicim almak isteyen varsa. Sonuçta ben de 90'larda Gwen Stefani ve Courtney Love'a özenip kırmızı ruj sürmeye başlayan jenerasyondanım. Günümüz kızları da Açlık Oyunları makyajlarına bayılacaklar eminim. Lafı fazla uzatmadan....
Showing posts with label açlık oyunları. Show all posts
Showing posts with label açlık oyunları. Show all posts
'Açlık Oyunları' sayesinde okçuluk 'COOL' bir spor
8.03.2012
Guardian Gazetesinin haberine göre Açlık Oyunları serisinin ana karakteri Katniss Everdeen sayesinde 12-18 yaş arasındaki gençler okçuluğun 'cool' olduğunu düşünüyormuş. Olimpiyatlar sırasında çocuklara 'En çok hangi sporu denemek istersin?' diye sorduklarında çoğunluğu okçuluk demiş. Bu bahsedilenlerin İngiliz çocuklar olduğunu unutmayalım tabii ki. Türkiye'de kesin futbol halen bir numaradır.
Kitaptan filme: Açlık Oyunları
4.09.2012
Uyarı: Kitabı okumayanlar bu yazıyı okurken kendilerini uzaylı gibi hissedebilir.
Sonunu sevmemiş olsam da Açlık Oyunları serisi şimdiye kadar okuduğum en iyi Young Adult serisiydi. Y/A türüyle sürüp giden bir sevgi-nefret ilişkim var. Doğaüstü yaratıkların baş karakterler olduğu her şey hoşuma gittiği için seviyorum kendilerini. Okunmaları kolay ve heyecanlı oluyor. Ancak Stephenie Meyer'in Alacakaranlık serisi patladıktan sonra hepsi birbirine benzemeye başladı. Açlık Oyunları da tam o zamanlara denk geldi. 'Yeter artık; yaşımın kitaplarını okuyacağım ben!' derken durdurdu beni çünkü diğerlerinden çok farklı bir seriydi.
Geçtiğimiz perşembe akşamı sonunda ilk kitabın filmini seyrettim. Bu yazıyı yazmadan önce de üzerinde ciddi ciddi düşündüm çünkü sevdim mi, sevmedim mi karar veremedim bir türlü. Filmi kitabı okumayanlarla birlikte izlediğimi de belirtmek isterim. Yazının ileriki kısımlarında 'okumayanlar böyle düşündü' derken uyduruyorum sanmayın yani. Önce oyunculardan başlayacağım...
Bence olmuşlar. Trailer'ı izlediğimde 'Peeta olmamış yaaa; hani o hafif tombul, şeker çocuk?' demiştim ama Josh Hutcherson bu önyargımı sildi geçti. Peeta'nın sakarlığını, sıcaklığını, Katniss'e olan saf aşkını cam gibi yansıtmış ekrana. Katniss'i canlandıran Jennifer Lawrence zaten cuk oturmuş rolüne. Gale'in de açıkçası bu kadar çekici olacağını tahmin etmiyordum. (Bu arada Gale'i canlandıran Liem Hemsworth Miley Cyrus'un sevgilisiymiş-- SKANDAL!) Haymitch derseniz, en sevdiğim, her işini beğendiğim Woody Harrelson tarafından portrelenmişti. Karakterlerin görsele geçişinde tahmin ettiğimden çok daha memnun edici bir durum söz konusuydu yani.
Ancak ne yazık ki filmin geri kalan kısmı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tamam, kitap gelecekte bir zamanda, yazarın kendi yarattığı bir dünyada geçiyor. Ancak neden gelecek deyince aşağıdaki resimde en solda oturan ablanınki gibi bi görüntü geliyor insanların aklına anlamıyorum. Bana çok abartı geldi. Sonuçta küçüklüğümde Jetgiller'i izlerken 28 yaşımı gördüğümde arabamı çanta şeklinde taşıyabileceğimi düşünürdüm. Gel gelelim, yok öyle bir dünya! He, yanlış anlamayın. Böyle karanlık bir konuya azcık da olsa renk katmak için yaptıklarını da düşündüm. Ama yine de kurtarmadı.
Peeta ve Katniss'in ateş kostümleri de kitabın en önemli noktalarından biriydi. Bunlar kömürcü mıntıkadan oldukları için her sene bayık bayık kıyafetlerle çıkarılıyormış. Ama bu sefer alev alev yanan kostümlerle çıkıyorlar insanların karşısına. Hayal gücüm mü fazla yaktı ortalığı bilemiyorum ama filmdeki ateş az geldi bana. Tam yanarkenlerki resimlerini bulamadım ama aşağıdaki resimde görebilirsiniz bahsettiğim kostümleri. Her şeyden önce kırmızılı turunculu birşeyler beklemiştim. Ama ateşten çok kömürden yola çıkmışlar. Cayır cayır yanan kömür de kırmızı oluyor gerçi de neyse.
Görüntü odaklı çimkirmelerimden sonra hikayenin filme nasıl aktarıldığına geçebiliriz artık... Yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar bence ama çok şey eksik kalmış. Bunun nedeninin de kitabın birinci tekil şahıs ağzından yazılmasının olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken her an Katniss'leyiz. Düşüncelerini, hislerini onun ağzından dinliyor, etrafındakileri onun gözünden görüyoruz. Bu yüzden pek çok şey havada kalmış filmde. Mesela Katniss'in Gale'den hoşlandığı belli olmuyor hiç. Hatta Gale'i o kadar az görüyoruz ki, ne olduğu, kim olduğu adam gibi belli olmuyor bile. Peeta'yla Katniss'in yakınlaşmasına bozulduğunu şöyle bir gösteriyorlar ama kitabı okumayanlar anlamadı çocukcağızın durumunu.
Bir de tabii 300 küsür sayfanın 1,5 saate sıkıştırılma durumu var. 50 sayfada gerçekleşen bir olay pat diye 5 dakikada gerçekleşince insan bir salaklaşıyor. Katniss ve Peeta'nın yakınlaşması da öyle oldu. Kızımız Peeta'ya attı tripleri, sonra birden 'sensiz olmaz' hareketleri... Ayrıca, kitabı okuyanlar bilirler, Katniss'in Peeta'ya yaklaşma durumu tamamen Açlık Oyunları'yla ve hayatta kalmakla ilgili. Gönlünün Gale'de olduğunu, Peeta'ya karşı davranışlarının ise politik olduğunu biliyoruz. Ama kitabı okumayanlar bunu bilmedikleri için dumur oldular tabii.
13 yaş üstüne değil de yetişkinlere yönelik şekilde yapılsaydı çok daha iyi bir film olurdu diye düşünüyorum. Derinden hissetiğimiz yalnızca minik Rue'nun ölümü oldu. Kitapta da beni en çok etkileyen onunki olmuştu ama diğer karakterlerin 'top patladı; hadi gitti bu da' diye can vermesi hoşuma gitmedi. Aynı şekilde kitabın politik yanını da es geçtiklerini hissettim. Rue'nun ölümünün ardından ayaklanmaların başladığını görüyoruz ama oldu-bitti gibi gözüküyor. Halbuki her şey daha yeni başlıyor.
Filmin en iyi yanı vizyona girmesiyle birlikte dönmeye başlayan geyikler oldu bence. Şimdiye kadar rastladıklarım arasında favorim aşağıdakidir. Adele'in 'Set Fire to the Rain' şarkısının nakaratıymış gibi söyleyin. Dilinize dolanıyor yalnız; demedi demeyin.
Sinemadayım!
4.05.2012
Bu yazı yayınlandığında ben Açlık Oyunları'nı izliyor olacağım. Kendimi tembelliğe teslim etmezsem önümüzdeki hafta başı bir Film vs. Kitap yazısı gelecek... En çok Peeta'nın ekrana nasıl yansıdığını merak ediyorum. Kitabın en sevdiğim karakteri kendisi ama onu oynaması için seçilen çocuk pek içime sinmedi. Ben Robert Capron gibi birini seçerler diye düşünmüştüm...
Çekiliş 12 Şubat'ta bitiyor! / Giveaway ends on February 12th!
2.01.2012
Şu an çekilişe 57 kişi katılmış durumda ve ben kendi adıma çok heyecanlıyım! Henüz katılmayanlar varsa diye bir hatırlatma yapmak istedim. Çekilişe buradan katılabilirsiniz. Son gün 12 Şubat.
* * *
Right now there are 57 contestants who've entered the giveaway, and I'm super excited! In case some of you missed the announcement, I thought it was time for a reminder. You can enter the giveaway here. Deadline is February 12th.
Bu arada Her Şeyden Bir Tutam Blog'da da şahane bir çekiliş var. Resimde gördüğünüz ürünleri kazanma şansını yakalamak için bu linki ziyaret edebilirsiniz.
Book Review: Catching Fire by Suzanne Collins
10.13.2010
Catching Fire / Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins

Whoa! I was thinking before I started Mockingjay, the third book in The Hunger Games series, I'd read something else, but now I feel like it's going to be impossible. Catching Fire ends at such a cliff hanger that I HAVE TO KNOW what's next.
This time Capitol is literally angry and it wants revenge. Because of what our heroine Katniss did in the previous games, she's put herself and everyone she loves in great danger. It sounds silly when I say it like this, but trust me, it's very, VERY exciting while reading about it.
The set up of the Hunger Games was the most exciting for me. It was very well thought out, and I couldn't even see most of the secrets and surprises coming. Yeah, I did think at times, "something smells fishy," but I so couldn't tell what kinda fish. Someone saves somebody or someone dies willingly, and it leaves you wondering, "whyyyyy the hell!"
I loved the fact that most of the participants of the Hunger Games were friends or at least knew each other from before. It creates a great wave of emotion which leaves you wondering how the hell you would kill someone you're used to seeing every day even if it meant you got to live.
In most of the reviews I've read, people seem to be very excited about seeing more of Peeta and Gale and the whole romance. For me, those were way in the background because of all the action and the schemes. I honestly don't care whom you have babies with, Katniss, just bring Capitol down!
Serinin üçüncü kitabı olan Alaycı Kuş'u okumadan önce arada başka bir kitap okurum diyordum ama sanırım bu mümkün olmayacak. Ateşi Yakalamak öyle bir bitti ki, sonrasında ne olduğunu acilen öğrenmem lazım.
Capitol bu sefer gerçekten sinirli ve intikam istiyor. Katniss'in önceki oyunların sonunda yaptığından dolayı başı belada ve sevdiklerini de tehlikeye atmış durumda. Böyle söyleyince kulağa saçma ve basit geliyor ama okurken gerçekten çok heyecanlı.
Bu seferki açlık oyunlarının kurulumu benim için kitabın en heyecanlı kısmıydı. Herşey çok iyi düşünülmüştü ve meydana çıkacak sırları ve sürprizleri önceden tahmin edemedim. Bazı zamanlar 'bu işte bir iş var' diye şüphelendiğim olmadı değil ama o işin ne işi olabileceğini düşünemedim. Birisi birisini ölümden kurtarıyor, biri diğerleri için kendini feda ediyor ve ''NEDEEEEEEEEN'' diye sorarak kalıyor insan.
Açlık Oyunları'na katılanların çoğunun arkadaş olması ya da daha önceden bir şekilde birbirlerini tanıyor olmaları çok hoşuma gitti. Mecbur kalsaydım hayatta kalmak için hergün görmeye alışık olduğum hatta sevdiğim birini öldürebilir miydim diye düşündürdü çoğu kez.
Okuduğum yorumların çoğunda yazanlar Peeta ve Gale'in daha fazla görünmesine seviniyor ve aşk olayları için heyecanlanıyorlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse benim için aşk konusu tüm aksiyonun çok çok arkasında kaldı. Katniss'in bebeğinin kimden olduğu umrumda bile değil, yeter ki şu Capitol'ün icabına baksınlar.
Against all odds, Katniss Everdeen has won the annual Hunger Games with fellow district tribute Peeta Mellark. But it was a victory won by defiance of the Capitol and their harsh rules. Katniss and Peeta should be happy. After all, they have just won for themselves and their families a life of safety and plenty. But there are rumors of rebellion among the subjects, and Katniss and Peeta, to their horror, are the faces of that rebellion. The Capitol is angry. The Capitol wants revenge.
* * *
CAPITOL MUTSUZ, HUZURSUZLUK ARTIYOR, ATEŞLE DANS EDEN KIZ BİR KIVILCIM YAKTI,
YERİN ALTINDAN YÜKSELEN İSYAN ŞİMDİ PATLAMA NOKTASINDA!
KIVILCIMLAR PARLIYOR, ALEVLER YAYILIYOR VE CAPITOL İNTİKAM İSTİYOR.

Whoa! I was thinking before I started Mockingjay, the third book in The Hunger Games series, I'd read something else, but now I feel like it's going to be impossible. Catching Fire ends at such a cliff hanger that I HAVE TO KNOW what's next.
This time Capitol is literally angry and it wants revenge. Because of what our heroine Katniss did in the previous games, she's put herself and everyone she loves in great danger. It sounds silly when I say it like this, but trust me, it's very, VERY exciting while reading about it.
The set up of the Hunger Games was the most exciting for me. It was very well thought out, and I couldn't even see most of the secrets and surprises coming. Yeah, I did think at times, "something smells fishy," but I so couldn't tell what kinda fish. Someone saves somebody or someone dies willingly, and it leaves you wondering, "whyyyyy the hell!"
I loved the fact that most of the participants of the Hunger Games were friends or at least knew each other from before. It creates a great wave of emotion which leaves you wondering how the hell you would kill someone you're used to seeing every day even if it meant you got to live.
In most of the reviews I've read, people seem to be very excited about seeing more of Peeta and Gale and the whole romance. For me, those were way in the background because of all the action and the schemes. I honestly don't care whom you have babies with, Katniss, just bring Capitol down!
* * *
Serinin üçüncü kitabı olan Alaycı Kuş'u okumadan önce arada başka bir kitap okurum diyordum ama sanırım bu mümkün olmayacak. Ateşi Yakalamak öyle bir bitti ki, sonrasında ne olduğunu acilen öğrenmem lazım.
Capitol bu sefer gerçekten sinirli ve intikam istiyor. Katniss'in önceki oyunların sonunda yaptığından dolayı başı belada ve sevdiklerini de tehlikeye atmış durumda. Böyle söyleyince kulağa saçma ve basit geliyor ama okurken gerçekten çok heyecanlı.
Bu seferki açlık oyunlarının kurulumu benim için kitabın en heyecanlı kısmıydı. Herşey çok iyi düşünülmüştü ve meydana çıkacak sırları ve sürprizleri önceden tahmin edemedim. Bazı zamanlar 'bu işte bir iş var' diye şüphelendiğim olmadı değil ama o işin ne işi olabileceğini düşünemedim. Birisi birisini ölümden kurtarıyor, biri diğerleri için kendini feda ediyor ve ''NEDEEEEEEEEN'' diye sorarak kalıyor insan.
Açlık Oyunları'na katılanların çoğunun arkadaş olması ya da daha önceden bir şekilde birbirlerini tanıyor olmaları çok hoşuma gitti. Mecbur kalsaydım hayatta kalmak için hergün görmeye alışık olduğum hatta sevdiğim birini öldürebilir miydim diye düşündürdü çoğu kez.
Okuduğum yorumların çoğunda yazanlar Peeta ve Gale'in daha fazla görünmesine seviniyor ve aşk olayları için heyecanlanıyorlardı. Doğrusunu söylemek gerekirse benim için aşk konusu tüm aksiyonun çok çok arkasında kaldı. Katniss'in bebeğinin kimden olduğu umrumda bile değil, yeter ki şu Capitol'ün icabına baksınlar.
Subscribe to:
Posts (Atom)
Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.






























