Showing posts with label Kitap Yorumu. Show all posts
Showing posts with label Kitap Yorumu. Show all posts

Yorum: Bizi Bağışla - A.M. Homes

5.23.2014

En sevdiğim yazarlardan A.M. Homes'un Women's Prize for Fiction ödüllü son kitabı Sel Yayıncılık tarafından dilimize çevirilmiş. Geçtiğimiz yaz yazdığım yorumu buradan okuyabilirsiniz.

Yorum: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

3.20.2014

İsmindeki "peculiar" (tuhaf) kelimesine ek olaraktan kapaktaki resmi gören birinin bu kitabı merak etmemesi mümkün mü? Değil! Tuhaf çocukların, tuhaf maceralarına yelken açarken çok ama çok (ama çok çok çok) heyecanlıydım. Beklediğim gibi uçurdu mu aklımı? Eh, pek de değil. Okuduğuma değdi mi? Değdi valla.

Yorum: Fangirl

2.26.2014

Öncelikle şunu söyleyeyim: hiç bir zaman "fanfiction" denilen olayın hayranı falan olamadım. İnternet, sizin sevdiğiniz şeyleri, sizin kadar seven insanlarla tanışmak, bunları tartışmak için eşsiz bir yer ancak fanfiction çok gereksiz geldi bana hep. Hele bir de yazanların "ben yazar oldum ulan!1 edasıyla dolanmaları yok mu? Evet, canım. Bana da hazır karakterler, mekanlar, zaten olmuş olaylar ver, ben de yazar olurum... Neyse; demem şudur ki, fanfiction hakkında söyleyecek iyi bir şeyim olmadığından kitabın o kısmını mümkün olduğu kadar göz ardı etmeye çalıştım.

Yorum: Wake - Amanda Hocking

2.21.2014

Kitapçıda görüp de arkasını okuyunca ilgimi çektiği için aldığım bir kitap bu. Su ve kar gördüm mü dayanamıyorum; elimde değil. Watersong serisinin ilk kitabı olan Wake, biraz ürpertici bir Disney filmi gibiydi. Bayılmadım, olan hiç bir şeye de şaşırmadım açıkçası ama o büyülü havası çok hoşuma gitti ve devamını okumak için can atıyorum.

Yorum: Bana Dokunma - Tahereh Mafi

2.12.2014

1. ÜKG kızlarından bu kitaba bayılanlar var = artı puan.
2. En son fuarda Kitab-ı Sevda, "Kitap Hayvanı da çok sevdi" diyerek bana zorla aldırdı bunu.
3. Fuar sonrası kitap duruyordu rafta, "elbet okurum" deyip geçiyordum.
4. Kitap Hayvanı, "sarışın var Simay o kitapta!" deyince hemen aldım elime (Kitap Hayvanı ve ben ÜKG içinde tek sarışıncılarız).
5. Ve işte karşınızda yorum....

Yorum: Snow Child - Eowyn Ivey

2.05.2014

Hani bazı kitaplar vardır, elinize rastgele alırsınız, sonradan da okumak için neden bu kadar çok beklediğinizi sorar durursunuz ya kendinize? Alaskalı Eowyn Ivey'in Snow Child'ı (Kar Çocuk) da benim için böyle oldu. Hatta daha Ocak ayından bu yılın beklenmedik sürprizini okudum, bitirdim gibi hissediyorum şu anda.

Yorum: Tiffany'de Kahvaltı

1.22.2014

Tiffany'de Kahvaltı'dan haberi olmayan birisi yoktur herhalde. Ancak çoğu insan büyük ihtimalle Audrey Hepburn'ün Holly Golightly'yi canlandırdığı filmini izleyip, "tamamdır Capote, aferin" deyip geçmiştir. Geçmeseniz, okusanız keşke çünkü kitap filmden daha farklı; hem sonu farklı, hem de karakterleri.

2013'e bakış: Kitap yorumları

1.02.2014

Bugün de sıra 2013'ün kitap yorumlarını paylaşmaya geldi. Arada eksikler var; bunun nedeni bilgisayar yokluğunda yetişememeleri. 2014'te gelecekler inşallah. Yorumsuz kalan kitaplardan bazıları da sürpriz projeler için okundu. 2014 heyecanlı olacak yani anlayacağınız... Sizi yorum listesiyle baş başa bırakırken 2013'te Zimlicious'ı destekleyen DEX ve Siren Yayınları'na teşekkürler, sevgiler.

Yorum: Masal kitabının içine girmeye hazır mısınız?

11.21.2013

Chris Colfer, Kurt Hummel rolüyle Glee’nin başından beri dizinin çok sevdiğim isimleri arasında. İyi bir aktör olduğunu gördük, çok iyi şarkı söylediğini gördük, Struck by Lightning ile iyi bir yazar olduğunu, iyi bir film yapabildiğini gördük. Kendi hayatından esinlendiğine inandığım Struck byLightning’de de Colfer’in kelimelere, edebiyata olan hayranlığı ve bağlılığı belli oluyordu. Land of Stories: The Wishing Spell (Hikayeler Diyarı: Dilek Büyüsü) ile de çocukluğunda dinlediği masallardan esinlenerek bambaşka, heyecanlı ve macera dolu bir hikaye çıkarmış ortaya.

Yorum: A.M. Homes'un kaleminden Los Angeles...

11.06.2013

A.M. Homes’un aşık olduğum yazarlar arasında olduğunu bilmeyen kalmasın diye tekrar söylüyorum: aşığım bu kadına, yok ötesi. Uzun süredir rafımda oturan Los Angeles: People, Places and the Castle on the Hill isimli kitabını Kurban Bayramı’nda annemlerin yanına giderken atmıştım çantaya. Rötardı, bilmemneydi derken bir baktım şıp diye okumuşum. Bunda yazarın neden Los Angeles’ı seçtiğini çok merak etmem de önemli rol oynadı bence.

National Geographic, A.M. Homes’a gidip, “hakkında yazmanız için sizi dünyanın neresine isterseniz yollayacağız” demiş. Homes da Los Angeles’ı seçmiş. Diğer kitaplarından da bildiğim gibi kendisi ağırlıklı olarak Amerikan kültürünü, aile değerlerini, insan ilişkilerini işliyor. Bu nedenle ABD dışında bir yer seçmemesi garip gelmedi bana. Homes, şarkılara, filmlere, şiirlere, aşklara, başarılara, hayallere ev sahipliği yapmış olan Melekler Şehri’ni bir yabancı gözüyle incelemiş.

Yorum: Kitabımı yakanın...

10.30.2013

Tanımadığım adamların “itfaiyeci” titriyle evime dalıp kitaplarımı yaktıklarını düşününce fenalaşıyorum hala… Hala! Bradbury’nin yarattığı dünyada itfaiyeciler, yangınları söndürmekle değil, çıkarmakla görevli. İnsanlar keşfetmesin, düşünmesin diye kitaplarını yakıyorlar. Bütün gün aptal aptal televizyona bakan, hiçbir şeyi sorgulamadan boyun eğen bir toplum çoğu başkanın işine gelir tabii…

Kitap yorumu: Bir sus be, Wilson!

10.23.2013

Wilson’la yeni tanıştım. Ama Daniel Clowes’u nereden tanıyorsun derseniz, Ghost World ve Art School Confidential’dan tanışıyoruz kendisiyle. Wilson da bu ikisi gibi “bittersweet” denilen cinsten ama bence şekeri az kaçmış. Wilson’u da, eski karısını da, kızını da, çizgi roman boyunca muhatap olduğu diğer tüm insanları da tokatlayasım geldi. Katlanılabilir tek karakter Wilson’un köpeği Pepper’dı.

Yorum: Bensiz takılmayın yahu!

10.08.2013

Mindy Kaling'i The Office dizisinden, No Strings Attached ve The Five-Year Engagement filmlerinde canlandırdığı, komik yan karakterlerden tanıyordum. Yakın zamanda dizi The Mindy Project'i izlemeye başladım. Baktım kahkah gülüyorum, kitabını da okuyayım dedim. İyi ki okumuşum!

Yorum: Sığınağınıza biri zorla girerse?

10.02.2013

Hani bazı hikayeler vardır, alışılmışın çok dışında değildir, sonunu da belli bir noktadan sonra tahmin edersiniz aslında ama yine elinizden bırakamazsınız? İşte Sığınak böyle bir hikayeydi.

Yorum: Hemlock Grove - Bu insanlarda bir gariplik var...

9.24.2013

Netflix, son zamanlarda çok iyi işler çıkarıyor. Yakın zamanda Amerikalı bir arkadaşımın tavsiyesiyle Orange Is the New Black'i izledim ve çok beğendim (yakın zamanda Digiturk de vermeye başlıyor bu arada; meraklılarına duyurulur). Hemlock Grove da yine bir arkadaş tavsiyesiydi ve çok, çok iyi bir dizi bence. İzlerken bir baktım, "aynı isimli kitaptan uyarlanmıştır" diyor. E kitabı da okumazsam olmazdı tabii....

Yorum: Boktanlık Üzerine

9.18.2013

Hayatımda duymadığım bir yazar ve kitap... Ama başlığı ve Kadıköy'ün incisi 6:45 yayınlarından çıktığını görünce aldım gitti...

Kitap Yorumu - Dokunmak veya dokunmamak....

9.12.2013

Sevdiğiniz birine dokunduğunuzda hiç bir şey hissetmediğinizi, bahar gelince çiçeklerin kokusunu duymadığınızı, bir pastaneye girince içinize kurabiye kokusunu çekemediğinizi, yediğiniz yemeklerin tadını alamadığınızı düşünün... Asher Blackwell'in hayatı böyle geçmiş. Ta ki Remy ile tanışana kadar...

Yorum: Sarah Crossan en büyük kabusumu yazmış...

9.10.2013

Herkesin saçma gözüken fobileri vardır ya... Benimki de bir gün oksijeni para vererek almak zorunda kalmamız. Bugün ödediğimiz faturalara, enflasyona, vs.'ye bakarsanız ilk ölenler arasında yer alırım kesin. Sarah Crossan, bu fobimi kağıda aktarmış... Bunu çok da iyi yapmış, o nedenle fobim coşmuş durumda ve sanırım bir süre kurtulamayacağım bu kitabın etkisinden...

Yorum: Odd ve Ayaz Devleri'ne ben de katılmak istiyorum!

8.27.2013

Neil Gaiman'ın hayal gücünün uçsuz bucaksız olduğuna inanıyorum. İşinin bunu bizlerle paylaşmak olmasından dolayı da nasıl mutluyum, anlatamam!

Yorum: A.M. Homes'a aşık olabilmenin derecesi var mı ki?

8.20.2013

GoodReads'den de kontrol ettim şimdi; ben bu kitabı 30 Mart - 03 Nisan tarihleri arasında okumuşum. Normalde arayı çok açmadan yorum yazmaya, en azından ne yazacağıma dair not almaya çalışıyorum ama işin ucunda aşık olduğum yazarlar oldu mu kelimenin tam anlamıyla "kal geliyor." Üstünden 3 aydan fazla zaman geçmesine rağmen kitabın içindeki olaylar, duygular ve sevdiğim kelimeler dün gibi aklımda. Hala ne diyeceğimden tam emin de değilim açıkçası ama başlayacağız bakalım bir yerden...

Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.