Showing posts with label veronika ölmek istiyor. Show all posts
Showing posts with label veronika ölmek istiyor. Show all posts

Kitaptan filme: Veronika Ölmek İstiyor

2.16.2012

Paulo Coelho'nun Veronika Ölmek İstiyor isimli kitabı geçtiğimiz yıl okuduğum ve çok sevdiğim kitaplar arasında. Filmi olduğunu öğrenince ve başrolde Sarah Michelle Gellar'ın olduğunu görünce izleyeyim dedim. Genel olarak pişman değilim izlediğime ancak olaylar bakımından kitaba çok yakın olmasına rağmen bir şeyler eksikti sanki. Kitabı okuduğunuzu ya da en azından konunun ne olduğunu bildiğinizi farzediyorum... İsterseniz önce buradan kitap hakkında yorumlarımı okuyabilirsiniz.

Öncelikle kitap Slovenya'nın Ljubljana kentinde geçiyor, film ise New York'ta. Filmde de kitapta da Veronika intihara teşebbüs etmeden önce bir dergiye sitemli bir mektup yazıyor. Kitapta 'Ljubljana nerde ki sanki?' tarzı bir yoruma sitem eden Veronika, filmde bir kıyafet markasının 'Green is the New Black' (yeşil yeni siyahtır) yorumuna sinirleniyor. Üniversiteyi Amerika'da okumuş ve 'Türkiye'de yemek var mı ki?' tarzı sorularla karşılaşmış bir insan olarak kitaptaki Veronika'nın sinirlenişini anlıyorum. New York'lu Veronika'nın ise yeşilin yeni siyah olmasına sinirlenmesi bana çok saçma geliyor. Tamam, New York'lunun dertlerine ve düşünce tarzına uyuyor bence ama yine de içime sinmiyor. Konu itibariyle herhangi bir yerde, herhangi bir insanın başına gelebilecek olaylar olmasına rağmen...

Vampir Avcısı Buffy olduğu için Sarah Michelle Gellar'ın kalbimde ayrı bir yeri var. Fakat kendisinin iyi bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Nitekim bu filme uymuş; gayet iyi olmuş. Bunda diğer oyuncuların iyi olmasının da etkisi var bence. Hastanedeyken aşık olduğu Edward'ı şirin mi şirin Jonathan Tucker canlandırıyor mesela. Doktoru rolünde ise Harry Potter ve Seven Years in Tibet gibi filmlerden tanıyıp sevdiğimiz başarılı oyuncu David Thewlis var.

İntihara teşebbüs etmesinin ardından ölmesine çok az zaman kaldığını öğrenen bir kızın hayata sarılışı hakkında bir drama ilginizi çekiyorsa bu filme bir şans vermelisiniz. Hayatımda izlediğim en iyi filmlerden değil tabii ki ancak kötü bir film de değil. Trailer'ını aşağıda izleyin, kendiniz karar verin.


Kitap: Veronika Ölmek İstiyor

8.07.2011

"Paulo Coelho'nun ustalığı, herkese seslenebilmesinden kaynaklanıyor. Sevecen, ama etkili bir öğretmen. Kitapları tüm dünyada 100 milyon satmış olan Coelho'nun şaşırtıcı çekiciliğinin nedeni de bu olsa gerek."

Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar…

Paulo Coelho'nun ülkemize yakın bir coğrafyada, Bosna ve Slovenya'da geçen Veronika Ölmek İstiyor adlı romanı, var oluşumuzun her dakikasına yaşam ile ölüm arasında bir seçim olarak yaklaşıyor. Toplumun alışılmış kalıplarının dışına çıkan, farklı düşünceleri yüzünden önyargıları göğüslemek zorunda kalan insanları anlatıyor.

24 yaşındaki Veronika güzel, her şeye sahip olan bir kız ancak mutlu değil. Dünyada pek çok şeyin yanlış gittiğini, bu nedenle yaşamanın bir nedeni olmadığına karar veriyor ve uyku ilaçları alarak intihar ediyor. Tam öldüm öleceğim derken bir dergideki cümle çarpıyor gözüne: "Slovenya nerededir?" Vatanının nerede olduğunu kimsenin bilmiyor olmasına sinirlenen ve üzülen Veronika, dergiye Slovenya'nın neresi olduğunu anlatan bir mektup yazıyor. Bu da haliyle onun intihar mektubu oluyor. Şuurunu kaybederken bir anda panik olan Veronika "Kusarsam ölmem" diye düşünüyor fakat bilincini kaybediyor. Sonuç olarak ölmüyor kendisi; kendini akıl hastanesinde buluyor. Kendisine kurtulduğu ancak ilaçların etkisi olarak kalbinde bir sorun çıktığı ve kısa zamanda öleceği söyleniyor.

Ana karakter Veronika olunca insan kitap ona odaklanacak, onun hikayesi olacak zannediyor. Veronika hikayenin merkezinde tabii ki ancak farklı karakterlerle de karşılaşıyoruz. Veronika'yla birlikte akıl hastanesinde olan karakterlerle ve onun doktoruyla. Zedka, depresyonda. Mari, panik atak. Veronika'nın aşık olduğu Eduard ise şizofren. Dr. Igor ise hastalarının üzerinde farklı şeyler deneyerek tezine malzeme arayan bir adam. Tamam, konu psikoloji olduğu zaman pek fazla kesin ve net çözüm yok ancak ben kendisine sinirlendim kitap boyunca. Veronika'yı hayata bağlamak için kendisine ölmesi gerektiğini söyledi mesela. Hastanenin dolu olması gerektiği ve tezi için inceleme yapması gerektiği için hastaların hiçbirini salmak istemiyormuş gibi hissettim ve bu duruma sinirlendim.

Kitapta, merkezde Veronika olmak üzere tüm bu karakterlerden yola çıkılarak toplumdaki "delilik" anlayışı inceleniyor. Herkesin okurken kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Alışılmışın dışında durumlardan korkan insan, farklı olanları "deli" kategorisine koyuyor. Veronika da bunu anlayınca özgürlüğünün farkına varıyor: "Nasıl olsa deliyim, ne yapsam olur" misali. Bunun sonucu olarak da önceden cesaret edemediği, aşk, nefret ve cinsel uyanmayı tadıyor. Bu arada da hiç bir şeye tepki veren ama Veronika piyano çalarken mutlu olan Eduard'a aşık oluyor.

Sonuçta Dr. Igor Veronika'ya gerçeği söylemiyor ve kız her gününü ölümü bekleyerek yaşamaya mahkum oluyor. Doktor böylece kızın her günü bir mucize olarak göreceğine inandırıyor kendini ve 'Veronika deneyi'ni yazmaya koyuluyor. Bu, insanı ikilemde bırakan bir durum. Sadece dünya yaşanmaya değmez diye düşünerek ciddi ciddi ölmek isteyen bir insanı ölümün her an gelebileceğine inandırarak yaşamasını sağlamak doğru mu? O kişi gerçeği hak etmiyor mu? Gerçeği öğrenirse yine intihara mı kalkışır? Bu soruların cevaplarını bilemiyorum tabii ki ancak insan bir kez daha anlıyor ki büyük zorluklar ve çirkinliklerle dolu olsa da hayat yaşamaya değer ve her an bir mucize, bir sürprizle, beklenmedik heyecanlı bir durumla karşılaşabiliriz.



Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.