Showing posts with label kathryn stockett. Show all posts
Showing posts with label kathryn stockett. Show all posts

Duygularin Rengi'ni hem okuyun, hem izleyin.

4.10.2012

Uzun zamandır okumak istediğim kitaplar arasındaydı Duyguların Rengi. Sonra ben kitabı daha elime bile alamadan bir baktım ki filmi çıkmış. E bir de Oscar'a aday olunca izledim gitti daha kitabı okumadan. Pişman mıyım? Hayır, çünkü film de, kitap da anında favorilerim arasına girdi.

Kitabın iyi ve filmden farklı olan yanı farklı kadınların ağzından yazılmış olmasıydı. Yalnızca hizmetçilerin değil, onlara iş verenlerden olan ve hikayelerini dinleyen Skeeter'ın duygu ve düşüncelerini de öğreniyorsunuz kendi ağzından. Kitap, 1960'lı yıllarda Missisipi'de geçiyor. Beyazların hizmetçiliğini yapan Afrikan-Amerikan kadınları ve onların yaşadıkları durumları konu alıyor. Düşünün artık, 'onların hastalıkları farklı oluyor' kafasıyla işverenler kadınlara evin dışında ayrı bir tuvalet yapıyorlar ve karda kışta onu kullanmaları gerekiyor. İşverenlerden birinin kızkardeşi olan Skeeter ise bunun yanlış olduğunu düşünüyor ve beyaz ailelerin çocuklarını büyüten, çamaşırlarını yıkayan, evlerini temizleyen ve yemeklerini yapan bu kadınların sesini dünyaya duyuruyor.
Filmde de, kitapta da en sevdiğim karakter Minny'ydi. Kendisi hem komik, hem şirin, hem de asabi bir karakter. Sivri dilini tutamadığı için de tabiri caizse bir türlü burnu boktan çıkmıyor. Kitabı okuduktan sonra Octavia Spencer'ın aldığı Oscar'ı hak ederek aldığını bir onayladım kendimce. Kadın Minny'yi beyaz perdeye taşımakla kalmamış, Minny olmuş resmen. Eminim ki hem okurken, hem de izlerken siz de bu karaktere bayılacaksınız.

Türkçe çevirisinin nasıl olduğunu bilmiyorum ancak orijinalinde özellikle hizmetçilerin lehçesi ilk başta biraz zorluyor insanı. Ancak hangi kelimeleri nasıl kullandıklarını anlamanız fazla zaman almıyor ve hemen alışıyorsunuz. Hoşunuza gitmeye başlıyor.

Oscars 2012 - Gel de seç!

2.09.2012

Akademi sağolsun her sene 'Simaycığım, karar verdin mi hangi ödülü kime vereceğimize?' diye sorar. Ama ben bu sene çok kararsızım. Bildiğim tek şey The Help'in (Duyguların Rengi) 'En İyi Film' ödülünü hak ettiği. 'En İyi Film' adaylarından izlemediğim bir tek Çok Gürültülü ve Çok Yakın kaldı. Onun da buna yetişecek derecede iyi olacağını hayal edemiyorum açıkçası.

Hizmetçilerden Minny Jackson rolündeki Octavia Spencer o kadar iyi bir iş çıkarmış ki, 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' Oscar'ını da ona verdim gitti. Rol arkadaşı Jessica Chastain de aynı kategorideki adaylardan. Kendisi The Tree of Life'da (Hayat Ağacı) pek sevdim ama iki rolünü birden toplasak dahi Octavia Spencer'a yaklaşamıyor bence. Spencer o kadar iyi ki 'En İyi Kadın Oyuncu' adayı ve yine rol arkadaşı olan Viola Davis'i bile bastırmış bence.

Aldığım ilk gün Kindle'ıma yüklediğim kitaplardan biri olan The Help'i önce acilen okumam lazım. Sonra diğer kategorilerle ilgili kararlarımı da tabii Akademi'ye bildireceğim.

Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya... Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem.

Skeeter, Aibleen ve Minny… Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikâyeleri oldu.

On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikâyesidir.

Blog Design by Nudge Media Design | Powered by Blogger

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License.
Header'ımı sevgili kardeşim Jaffar yaptı.